← Arşive Dön
2014-06-06Ahmet Çile

FACEBOOK EDGERANK VE MARKALAR İÇİN ÖNEMİ

Satış ve pazarlama stratejilerinde çok önem kazanan sosyal medya çalışmalarında kısa vadeli çözümlerin yerine – sayfa beğendirme, resim beğendirme vs.- daha kalıcı sonuçlar için Facebook Edgerank algoritmasını doğru çözümlemek gerekir. Bunu çözümleyemeyen Facebook sayfa yöneticilerinin, rakamların tutarsızlığı karşısında şaşırmaları ise çok doğal.

Şöyle bir örnekle açıklayalım: Facebook'ta markanızın bir sayfası var ve 5000 beğeneni mevcut. Paylaşımlarınız ise sadece 1000 kişiye ulaşıyor. Paylaşımların altına yorum yapan kişi sayısı ise bir kaç kişiyi geçmiyor. Doğal olarak marka yöneticileri sayfalarının bozulduğunu, bu yüzden paylaşımları tüm “beğenenlerin” görmediği yanılgısına kapılıyor. Bunun daha da kötüsü ise sayfayı ziyaret edenlerin paylaşımların altında yorum ve beğeni görmediklerinde bu sayfanın “güvenilmez” olduğunu düşünmeleri.

Oysa durum bundan biraz daha karışık. Facebook'un ilk kurulduğu günlerde üye sayısı azdı ve insanların arkadaş listeleri de bu kadar kabarık değildi. Dolayısıyla bir paylaşım ana sayfada uzun süre kalabiliyor ve kullanıcıların dikkatini çekebiliyordu. Ama Facebook üye sayısının artmasına paralel olarak hem insanların arkadaş listeleri, hem beğendikleri sayfalar, hem de marka sayfaları da çoğaldı. Bu da çok hızlı bir ana sayfa akışına neden olmaya başladı. İşte burada Facebook, sayfa akış hızını azaltmak için bir algoritma geliştirdi ve adı da Facebook Edgerank oldu.

Facebook Edgerank aslında bir puanlama tablosu. Bir sayfada beğenilen, paylaşılan ve yorum yapılan içerikleri sayfayla “düzenli etkileşim” içinde bulunan kullanıcılara daha fazla gösteriyor. Eğer bir sayfayı beğendiyseniz ama sayfa ile hiç bir etkileşime geçmediyseniz Facebook bunu algılayarak sayfanın gönderilerini ana sayfanızda yayınlamayı durduruyor. Eğer Facebook sayfalarındaki paylaşımlarda genellikle videoları beğeniyorsanız ana sayfanızda da daha fazla video görmeye başlıyorsunuz. Eğer video yerine resim hayranıysanız o zaman resimler dikkatinize sunuluyor.

Peki Bunun Sonuçları Neler?

Bunun en önemli sonucu Facebook kullanıcılarının ana sayfalarındaki binlerce gönderi arasında boğulmalarını engellemek. Kişi gerçekten ilgi duyduğu alanlarda daha fazla içerikle yüz yüze kalarak internetteki vaktini verimli değerlendirebiliyor. Örneğin Facebook'ta genellikle ev dekorasyonu paylaşımları görmek isteyen bir kişi, sürekli sevimli kedi resimlerinin dikkatini dağıtmasından kurtulabiliyor.

Markalar İçin Durum Ne?

Firma ve markalar için Facebook Edgerank kısıtlayıcı gibi görünse de aslında belli bir hedef kitleye odaklanmalarını sağlıyor. İşte burada sosyal medya danışmanının yeteneği de ortaya çıkıyor. Facebook markaları “gönderiyi öne çıkarmaları” için para vermeye zorluyor. Ama verilen para direkt bir hedef kitleye ulaştığı için boşa giden bir para değil. Üstelik diğer reklam mecralarıyla karşılaştırıldığında ucuz bile sayılabilir. Burada sosyal medya danışmanının yeteneğini ortaya çıkaran şey de paylaşımların ulaştığı hedef kitleden geri dönüşleri yakalayabilmek. Hangi kullanıcılar ne tür paylaşımları seviyor? Sayfada video postları mı daha çok beğeni alıyor yoksa fotoğraflar mı? Anket tarzı sorular mı ilgi çekiyor, yoksa tartışmalar mı? Facebook'un kısıtlayıcı gibi görünen Edgerank sistemini anlayan ve iyi yönetebilen bir sosyal medya danışmanı tüm bunları veriye çevirebilir ve bu verilerde uzun vadede markanın bilinirliğini arttırmaya katkı sunar.

Orijinal kaynak (Wayback Machine)